Synergy Logo TR.png

Avrupa'da Enerji Kriziyle Birlikte Artan Hava Kirliliği Endişesi - Yaren Öztürk


Enerji krizinin etkilerini en aza indirmek ve bu kışın olabildiğince sıcak geçmesi için çabalayan Avrupa, canlıların sağlığına ciddi zarar vererek ölüme kadar yol açabilen başka sorunları tetikleyebilir. Avrupa, geniş çaplı bir enerji krizini önlemeye çalışırken Avrupalı haneler evlerini ısıtabilmek için kömür ve odun gibi katı yakıtlara yöneliyorlar. Avrupa'nın çeşitli bölgelerinden 41 dernek, 143 şirket, birçok akademi ve araştırma enstitülerini kapsayan Brüksel merkezli uluslararası bir kuruluş olan Bioenergy Europe’a göre elektrik fiyatlarındaki artış nedeniyle Avrupa’da oduna olan talep şimdiden artmış durumda. Sobaların yeniden birincil ısı kaynağı haline gelmesinin hem çevreye hem de canlılara büyük etkileri olacaktır. Hava kirliliği başta olmak üzere, ısınma için katı yakıtları tercih etmenin ve özellikle kötü durumda olan eski sobaları kullanmanın insan sağlığına ciddi zararları vardır. Katı yakıtları ısınmak için tercih etme; akciğer gelişimine zarar verdiği, astım ve kalp hastalıkları gibi rahatsızlıkları kötüleştirdiği bilinen uçucu organik bileşikler ve dioksinler de dahil olmak üzere bir dizi ince partiküllü zararlı maddenin çevreye yayılmasına sebep olur. 2019 yılında ise Avrupa Birliği tarafından sebebi partikül madde kirliliği olarak belirlenen 307.000 erken ölüm gerçekleştiği belirtilmiştir. Enerji kriziyle daha da tetiklenen bu sorunun ev ısıtması için katı yakıtlara en çok yeşil ışık yakan Orta ve Doğru Avrupa’yı etkilemesi beklenmektedir.


Uzun zamandır bu kışın nasıl geçeceği ile ilgili siyasi tartışmaların yaşandığı Polonya’da muhalefet, aylar önceden kömür kıtlığının yaşanabileceğini belirtirken bir diğer taraftan hükümeti halkı kendi haline terk etmekle suçlamıştı. Başlarda evlere yalıtım yapılması konusunda tavsiyeler veren Polonya hükümeti, yaklaşık 2 milyon haneyi etkileme ihtimali olan kömür kıtlığıyla karşı karşıya kalınca Polonya'nın fiili lideri Jarosław Kaczyński, halka bu kış ısınmak için lastik gibi zararlı maddeler dışında neredeyse her şeyi yakmayı önerdi. Aynı zamanda Polonya hükümeti, ısınma kaynağı kömür olan hanelere daha fazla kömür ve diğer yakıtları satın almalarına yardımcı olmak için 3.000 zloti (630 €) tutarında bir ödenek vereceğini açıkladı. Polonya'daki evlerin yaklaşık %35'i ısınmak için kömür kullanıyor ve yeni ödenek programı için toplam 11.5 milyar zloti (2.4 milyar €) tahsis edilecek. Polonya merkezli bir düşünce kuruluşu olan Reform Enstitüsü'nün CEO'su Aleksander Śniegocki, bu tutumun Polonya'nın daha temiz bir hava ve çevre dostu ısınma biçimlerine doğru yıllar süren ilerleyişini riske attığı anlamına geldiğini söyledi. Öte yandan büyük ölçüde Rus gazına bağımlı ülkelerden biri olan Macaristan ise bu kışı geçirmek için koruma altına alınan ormanlardaki ağaçların kesimini yasaklayan yasa tasarısını iptal ederek hane halkı için enerji arzını güvence altına almak amacıyla linyit üretiminde artış yapılacağını belirtti. Macaristan merkezli temiz hava odaklı sivil toplum kuruluşu olan Levegő Munkacsoport’ta proje yöneticisi olan Judit Szegő, bu kararın tamamen yanlış olduğunu bildirerek ıslak odunun kurutulmuş odundan sadece daha az yanmakla kalmayıp aynı zamanda çevreye daha fazla zararlı kirletici madde salımı yaptığını söyledi. Nüfusun yarısından fazlasının odunla ısındığı Romanya'da ise hükümet, halka bu kış yakacak odun alımını sübvanse etmek için kupon dağıtmaya başladı. 2020 yılında nüfusunun dörtte birinin yaşadığı haneleri yeterince ısıtmayı başaramayan Bulgaristan, bu kış kendi nüfusuna yeterli tedariği sağlayabilmek için üçüncü dünya ülkelerine odun ihracatını yasakladı. İklim ve çevre hakkında yasal yardım sağlayan bir kuruluş olan ClientEarth'ün temiz hava sorumlusu Ugo Taddei, yaşanılan bu durumu Avrupa’daki birçok hükümetin evsel ısınma kaynaklı hava kirliliğini azaltması gereken politikalardan keskin bir dönüş yapması olarak nitelendirdi.


Avrupa’daki hükümetler her ne kadar odaklarını bu kışı geçirmeye verip hava kirliliğini ikinci plana itseler de geçtiğimiz günlerde bir grup Alman vatandaşı, "tehlikeli derecede" yüksek hava kirliliği seviyeleri nedeniyle Alman hükümetine dava açtı. Yedi davacı; Dünya Sağlık Örgütü'nün 2021 yılında belirlediği hava kalitesi düzeylerine ilişkin tavsiyelerinin karşılanmasında ilerleme kaydedilmemesi, temiz ve sağlıklı hava soluma haklarının ihlal edilmesi ve hükümetin sağlıklarını korumakta başarısız olduğunu öne sürdüler. Alman şehirlerindeki hava kirliliği seviyeleri geçmiş yıllarda düşmüş ve şu anda genellikle Avrupa Birliği mevzuatına uygun olsa da, birçok ülkede olduğu gibi Almanya'da da hava kirliliği seviyeleri Dünya Sağlık Örgütü limitlerinin üzerinde seyrediyor. Almanya'nın en büyük yedi şehrinden dördü olan Düsseldorf, Berlin, Frankfurt ve Münih'te yaşayan ve aralarında astım hastalarının da bulunduğu davacılar, Dünya Sağlık Örgütü'nün kabul edilebilir sınırlarının dört ile beş kat üzerinde kirlilik konsantrasyonuna sahip hava soluduklarını iddia ediyorlar.

Enerji alanında çalkantılı bir dönemden geçen Avrupa’da kış yaklaştıkça kriz ve beraberinde tartışmalar daha da derinleşiyor. Rus gazına alternatif birçok seçenek masaya yatırılırken belli bir noktada hızlı bir çözüm olan kömürün ve katı yakıtların kullanımının teşvik edilmesinin çevreye ve insan sağlığına etkileri kaçınılmaz olacaktır. Geçtiğimiz ay yayınlanan bir araştırma, sadece araba dumanını solumanın insanda uyuyan hücreleri uyandırarak nasıl akciğer kanserine yol açabileceğini gösteriyor ve yaklaşık her 10 hastalık vakasından biri hava kirliliğine bağlanıyor. Uzmanlar; insanların evlerini ısıtmak için kömür, odun ve hatta çöp gibi maddelere yönelmesi nedeniyle bu kış hava kirliliğinin daha da kötüleşeceği konusunda uyarılar yapıyorlar. Bu noktada, bu kışın nasıl geçeceği ve Alman mahkemesinin hükümete açılan davadaki kararı gelecek süreç için belirleyici olacaktır.