Finlandiya’nın NATO Atılımı - Yaren Öztürk


Avrupa ülkeleri Rusya ve Ukrayna savaşının başladığı günden bugüne Rusya’ya çeşitli alanlarda yaptırımlar uyguladı. Rusya ise buna karşılık olarak kendi tabiri ile "düşman olmayan" ülkelerin gaz alımı için Rus para birimi olan rubleyi kullanarak Rusya’ya ödeme yapması gerektiğini söyledi. Avrupa ülkeleri ise Rusya’nın bu talebi karşısında nasıl bir yol izleyecekleri konusunda bölünmüş durumda. Bazı ülkeler bunu şantaj olarak nitelendirip ruble cinsinde ödemeyi reddetse de Almanya ve İtalya gibi ülkeler Avrupa Birliği ile yapılan görüşmelerin ardından Moskova'ya yönelik yaptırımları ihlal etmeden Rus doğal gazını satın almaya devam etmek için ruble hesabı açabileceklerini söyledi. Rusya ise geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Gazprom PJSC'nin sahip olduğu 54 yabancı müşterinin yaklaşık yarısının ruble hesabı açtığını söyledi. Polonya, Bulgaristan ve son olarak da Finlandiya, Rusya’nın bu talebine uymayı reddetti ve Rusya tarafından gaz akışları kesildi. Rusya'dan gelen boru hattı son zamanlarda Finlandiya'nın doğal gaz tedarikinin yaklaşık %66 ile %75'ini oluşturuyordu. Rusya'nın Finlandiya'ya gaz ihracatı, sevkiyatların yaklaşık 2,6 milyar metreküp olduğu 2018 yılından bu yıla zaten bir düşüş içindeydi. Finlandiya'da kullanılan doğal gazın çoğunluğunun Rusya'dan geldiği bir gerçek fakat doğal gaz ülkedeki yıllık enerji tüketiminin yalnızca yüzde 5'ini oluşturuyor. Diğer taraftan, Finlandiya Gazprom için küçük sayılabilecek bir müşteri. Gazprom’un Finlandiya’ya yaptığı ihracat, şirketin geçen yılın ilk yarısında Avrupa ve Türkiye'ye gerçekleştirdiği toplam satışların yaklaşık %1'ini oluşturmuştu.


Finlandiya’ya ait enerji şirketi Gasum, Rusya’nın bu hamlesine karşı hazırlıklı olduklarını belirtti. Finlandiya'yı Estonya'ya bağlayan Balticconnector boru hattı üzerinden müşterilerine doğal gaz tedarik etmeye devam edeceğini, gaz dolum istasyonlarının ise normal çalışma düzeninde devam edeceğini söyledi. Ancak Balticconnector boru hattının kapasitesi Finlandiya’daki talebi karşılamak için yeterli olmayabilir. Önümüzdeki kış için Finlandiya hükümeti Estonya ile birlikte ABD merkezli Excelerate Energy’den LNG terminal gemisi için 10 yıllık bir kira sözleşmesi imzaladığını duyurdu. Ülkenin Maliye Bakanı Annika Saarikko, yeni LNG gemisinin Finlandiya’da enerji arz güvenliğini artırmak için önemli bir adım olduğunu belirtti. Excelerate'in CEO'su Steven Kobos ise Finlandiya ve Estonya'nın yılda yaklaşık 3 milyar metreküp talep ettiğini ve tankerin yılda 5 milyar metreküp teslim edebileceğini söyledi. Kobos ayrıca Excelerate'in Exemplar adlı gemisini bu yıl sonuna kadar Finlandiya'da konuşlandırmayı planladığını ve açık deniz LNG terminalinin Rus doğal gazının yerini alabileceğini söyledi. Şu anda Arjantin'de bulunan gemi, güney yarım kürede kış sona erdikten sonra Baltık Denizi'ne doğru yola çıkacak. Bir diğer tarafta ise Nisan ayında yapılan ve 16 Mayıs’ta yayınlanan bir ankete göre Finlandiya halkının yaklaşık %60'ının iklim değişikliği ile mücadelede nükleer enerjiyi desteklediği ve sadece %11'inin buna karşı bir tutum sergilediği görülüyor. Finlandiya'nın yenilenebilir ve nükleer enerjideki payı 2021 yılında elektrik üretiminin %87'sini karşıladı. Bu oranın Finlandiya’da 2023 yılına kadar %90'ın üzerine çıkması bekleniyor.


Rusya’nın Finlandiya’ya gaz akışını kesmesini takip eden önemli olaylardan bir diğeri tabiki de Finlandiya’nın NATO’ya resmi olarak başvurmasıdır. Finlandiya, İsveç ile birlikte Ukrayna'nın işgalinin başlamasının ardından batı ittifakına yönelik siyasi desteğini gözle görülür bir şekilde artırmıştı. Geçtiğimiz hafta ise tarihi tarafsızlığını bir kenara bırakarak NATO üyeliği için başvurdu. Rusya ise Finlandiya'yı NATO’ya üyelik başvurusunda bulunması durumunda bunun geniş kapsamlı sonuçları olan ciddi bir hataya sebep olacağı konusunda sert bir dille uyarmıştı. Hem Finlandiya hem de İsveç, ABD Başkanı Joe Biden'ın tekliflerine olan sıcak yaklaşımları ile NATO’ya katılma yolunda hızla ilerliyorlar. Finlandiya ve İsveç’in NATO'ya katılabilmeleri için NATO’nun 30 katılımcı ülkesinin de oy birliğinin olması gerekiyor. Bu noktada Türkiye, İsveç ve Finlandiya’ya terör örgütüne verdikleri destek konusunda duyduğu rahatsızlığı dile getirerek NATO kapısında sıkıntı yaşayabileceklerinin ilk sinyallerini verdi. Rusya Savunma Bakanı Sergei Shoigu ise Kremlin'in herhangi bir NATO genişlemesine Rusya'nın batı kanadında daha fazla askeri üs kurarak yanıt vereceğini söyledi.


Tarihsel açıdan bakıldığında ise Finlandiya, bağımsızlığından bu yana 104 yılını yaklaşık 1.300 kilometrelik bir kara sınırına sahip olduğu komşusu Rusya'nın etrafında sakin bir şekilde geçirdi. Soğuk Savaş sona erdikten sonra Finlandiya, her ne kadar Avrupa Birliği'ne katılıp Avrupa demokrasilerine daha yakın bir tutum içine girse de hem ülkenin liderlerleri hem de halk NATO’ya katılmayı bir seçenek olarak görmedi. Baltık Denizi bölgesindeki askeri dengeyi bozmamaya ve Rusya ile iyi ilişkileri sürdürmeye önem verildi. Rusya’nın Ukrayna’ya işgali hem Finlandiya’yı hem de İsveç’i NATO’ya katılmaya iten en büyük etken oldu. İki ülkenin NATO’ya katılmaları durumunda NATO’nun şu an sahip olduğu Rusya’nın kara çevresinin %6’sını oluşturan sınır uzayarak ittifakın ülkenin batı kanadındaki gözetiminin artmasını sağlayacaktır. NATO’ ya katılmalarının ne kadar süreceği noktasında ise önceki üyelerden daha hızlı ilerleyen bir süreç olacağı tahmin edilebilir. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de iki ülkenin çoğu alanda NATO standartlarını karşıladığını ve bu sayede sürecin hızlı ilerleyebileceğin dile getirdi. Kesin bir tarih vermek mümkün olmasa da Türkiye’nin de bir noktada bu üyeliğe evet diyeceğini varsayarak bu sürecin yaklaşık bir yıl kadar zaman alacağı düşünülebilir.