Synergy Logo TR.png

Yatırım Ortamının Güçlendirilmesine Hukuki Bir Yaklaşım - Erkin Sancarbaba


Genel bir bakış açısıyla, enerji yatırımları doğası gereği büyük kaynak tahsisleri gerektirir ve uzun vadeli hedefler öngörür. Enerji sektörünün ülkelerin orta ve uzun vadeli hedeflerinde stratejik bir role sahip olduğu yadsınamaz. Diğer bir deyişle, enerji yatırımlarında ilerleme ve istikrar ülkelerin ulusal çıkarları ile doğrudan ilişkilidir. Türk Hükümeti de zaman içinde enerji sektörünün önemini anlamış ve sektörün gelişmesi için tüm imkanlarını seferber etmiştir. Öte yandan, aslında Türkiye'nin enerji yatırımlarını aksatma riski taşıyan bazı sorunlar da varlığını sürdürüyor. Buna bağlı olarak, devam eden projeleri ve planlanan yatırımları kesintiye uğratma potansiyeli olan tehditlerin ortadan kaldırılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Ulusal bazda kaynak tahsis edilen ve stratejik öneme sahip enerji yatırımlarında istikrarın sağlanabilmesi için konunun ayrıntılı olarak ele alınması gerekmektedir. Bundan sonra mevcut durum ve çözüm önerileri hukuki açıdan tartışılacaktır.


Türk Hükümeti'nin Türkiye enerji piyasasının serbestleştirilmesi ve özelleştirilmesi yönünde aldığı kararlardan sonra sektör gelişme ve genişleme sürecine girmiştir. Ancak bu süreçle birlikte yasal yapının revizyonu kaçınılmaz hale geldi. Dağınık ve uyumsuz mevzuat değişiklikleri, bazı durumlarda piyasa aktörlerini zor durumda bırakmaktadır. Plansız ve aceleci değişiklikler enerji sektöründe güvensizlik ve istikrarsızlığı tetikleme potansiyeline sahiptir. Yukarıda bahsedilen duruma açıklık getirmek için, Türkiye'de enerji piyasalarını genel olarak düzenleyen dört ana tüzükteki toplam revizyon sayısının altı çizilmiştir.

· 2003 yılından bu yana 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu on altı kez revize edilmiştir.

· 2004 yılından bu yana 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu otuz üç kez revize edilmiştir.

· 2013 yılından bu yana 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu yirmi yedi kez revize edilmiştir.

· 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımına Dair Kanun, 2007 yılından bu yana on beş kez revize edilmiştir.


Bu veriler doğrultusunda, yasal öngörülebilirliğin olmaması nedeniyle orta ve uzun vadeli yatırımların teşvik edilmesi zor görünmektedir. Anlık revizyonlardan olumsuz etkilenen devam eden yatırımların varlığı yatırım ortamı için bir nevi iştah kesici. Sonuç olarak, yasal öngörülebilirlik ve kesinliğin tesis edilmesi, öncü enerji yatırımlarının hızlandırıcısı olacaktır.

Hukuki öngörülebilirliği ve hukuki kesinliği tesis etmeyi amaçlayan hukuki yapının detaylandırılması, zaman geçtikçe daha fazla sorun haline gelmektedir. Bu iki terim doğrudan hukuk güvenliği ile ilgilidir. Bilindiği gibi yasal güvenlik mekanizmasına sahip olmayan ülkelerde başarılı yatırımların gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Türkiye için hukuki güvenliğin sağlanması ülkenin geleceğini ve yatırım ortamını ilgilendiren bir konudur. İlk aşamada, bu yazıda eleştirilen asıl noktanın hukuk güvenliğini tehdit eden düzensizlik düzenleme değişiklikleri olduğunu belirtmekte fayda var. Söz konusu revizyonların devam eden yatırım faaliyetleri üzerinde etkisi vardır. Aksi takdirde ihtiyatlı, yapıcı ve yatırımcı dostu düzenlemelere ilişkin güncellemeler tüm taraflarca desteklenmelidir. Piyasaların yatırım dostu revizyonlarla düzenlenmesi için yatırım başladıktan sonra oluşacak olumsuz kural değişikliklerinin yatırımı etkilememesi sağlanmalıdır. Ayrıca, bu değişikliklere uyum sağlayacak teknik altyapı veya yetkinliğin geliştirilmesine olanak sağlamak için yatırımcılara yeterli zaman ayrılmalıdır. Bu sayede sektör için ek maliyetler ve öngörülemeyen riskler ortadan kaldırılabilir.


Gelişmekte olan bir ülke olduğu için Türk hükümetinin enerji gibi ülke için hayati önem taşıyan alanlarda yasama sürecini yoğunlaştırması ve düzenlemeleri hızlandırması çok önemli. Bu alanlardaki çok yönlü kanun yapma çabaları Türk bürokrasisinin yeterliliğini ve Türk yasama organının iradesini açıkça göstermektedir. Ancak enerji piyasasında öngörülebilirliğin sağlanması açısından özeleştiri yapmak gerekiyor. Geleceğin kanunları, yönetmelikleri ve ikincil mevzuatı birbirini tamamlayıcı şekilde oluşturulmalıdır. Ayrıca her aşamada yapılan değişikliklerin etkilerinin doğru analiz edilmesi, öngörülebilirliğe katkı sağlaması açısından son derece önemlidir.


Bundan sonraki aşamada, enerji sektörü de dahil olmak üzere tüm stratejik yatırım alanlarında istikrarlı bir yol almak ve yatırımcıların çıkarlarını güvence altına almak için yeni bir bağımsız otoritenin kurulması faydalı olacaktır. Bu bağımsız otorite, bir denetleyici ve düzenleyici kurum özelliklerine sahip olmalıdır. Söz konusu otorite, hem kamu hem de özel sektör temsilcilerini kapsamlı bir şekilde içermelidir. Böylece hem kamunun hakları korunacak hem de sektör temsilcileri görüşlerini güvenle ifade edebilecektir. Son bir ayrıntı olarak, bu yetkinin parlamento tarafından çıkarılacak bir kanunla tesis edilmesi gerekmektedir.


Sonuç olarak, enerji yatırımlarının istikrarlı bir şekilde devam etmesi, Türkiye'nin kalkınma hedeflerine ulaşması için önemli bir adımdır. Bu noktada politika yapıcıların kararlı duruşlarını sürdürmeleri oldukça önemlidir. Hukuki öngörülebilirlik ve hukuki belirlilik ilkelerine uyulmadan yapılan düzenlemeler ise Türkiye'yi hedeften saptırmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, bu maddede bahsedilen reformların hayata geçirilmesi, enerji yatırımlarının devamlılığı ve sektörün geleceği için hayati önem taşımaktadır.