Synergy Logo TR.png

Hava Kirliliğini Azaltmak Ne Kadar Mümkün? - F. Yaren Öztürk



Bugüne kadar çevre kirliliğinin insan sağlığı üzerinde bıraktığı hasarlara dair birçok araştırma yapıldı. Yapılan en kapsamlı araştırmalar kirlenmiş hava ve kirlenmiş sudan oluşan bir çevrenin her yıl neredeyse dünyadaki bütün tehlikeli maddelerden, doğal afetler, savaşlar gibi olaylardan ve hastalıklardan daha çok insan öldürdüğünü vurguluyor. Çevre kirliliğinin temelini oluşturan noktalardan biri olan hava kirliliği Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl dünyada yedi milyon insanı öldürüyor. Dünya nüfusunun neredeyse tamamının ise Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği küresel hava kalitesi sınırlarını aşan yüksek düzeyde kirli bir hava soluduğu ifade ediliyor. Bu kirlilikten en çok etkilenenler de Güney Asya ve Afrika ülkeleri gibi orta ya da düşük gelirli ülkelerde yaşayan insanlar oluyor. Hava kirliliğinden muzdarip olan ülkelerin çoğunda ve özellikle dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olan Hindistan'da hava kirliliği neredeyse tüm ölümlerin dörtte birine sebep olurken ekonomik gelişmenin önünde de büyük bir engel oluşturuyor.


Pekin, 2008 yılında Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yaptı ve gelmiş geçmiş en iyi olimpiyat organizasyonlarından biri olacağı konusunda iddialılardı. Buna rağmen şehirdeki hava kirliliği olimpiyat oyunları tarihindeki en düşük hava kalitesini sporculara ve izleyicilere yaşattı. Geçtiğimiz Şubat ayında Pekin’de düzenlenen 24. Kış Olimpiyat Oyunları’nda ise bunun neredeyse tam tersi bir durum söz konusuydu. Siyasi açıdan gergin bir dönemden geçilmesi ve hala devam eden koronavirüs tartışmaları olimpiyat oyunlarını bir nebze gölgelemiş olsa da ortada bir farklılık vardı: Pekin’de hava kirliliğinin gözle görülür şekilde azalmış olması. Çin’in başkentinde hava kirliliği, on dört yıl önce düzenlenen olimpiyatlardan bu yana yaklaşık olarak yüzde 50 azaldı ve hava kalitesi belirgin bir şekilde arttı. 2013 yılından 2019 yılına kadar Çin’in uyguladığı belli başlı politikalar ülkedeki hava kirliliğinin azalmasında önemli bir rol oynadı. Ülke genelinde yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımların artması, nüfus yoğunluğunun fazla olduğu şehirlerde araç sayısının kısıtlanması, inşa edilecek kömür santrallerinin sayısına kısıtlama getirilmesi ve kömür santrallerinde uygulanmak üzere yeni karbon emisyon standartlarının belirlenmesi gibi politikalar sayesinde havadaki partikül kirliliği yüzde 29 oranında azaltıldı. Eylül 2021’de yayınlanan Chicago Üniversitesi Enerji Politikası Enstitüsü (EPIC) raporunagöre Çin’in hava kirliliğindeki bu azalmayı muhafaza edebilmesi durumunda Çin’de yaşayan insanların yaşam sürelerinin 1.5 yıl artabileceği vurgulandı.


Havayı kirleten unsurların fazlalığı ve yaşadığımız çağda havayı kirletmenin basitliğinin aksine hava kirliliğini azaltmak ülkeler için pek de ucuz sayılmaz. Çin'in geçtiğimiz yıllarda hava kirliliğini azaltmak için yaklaşık 400 milyar dolar harcadığı tahmin ediliyor. Hava kirliliği dünyadaki her canlı için küresel bir sağlık tehdidi oluşturuyor ve iklim krizinin üstesinden gelebilmenin önünde büyük bir engel oluşturuyor. Bu noktada ödenmesi gereken miktarlar hava kirliliğini azaltmaktan ve canlıları yaşatmaktan daha önemli olmamalı. Uzun vadede hava kirliliğini azaltmak için yapılan yatırımlar hem ekonomik hem de insani boyutta daha fazla yarar sağlayacaktır. 2019 yılında Hindistan, hava kirliliğinin sonuçlarından olan yenidoğan ölümleri ve hastalıklardan dolayı yaklaşık 36,8 milyar dolar kaybetti. Dünya genelinde ise sadece hava kirliliği bir yılda yaklaşık olarak 8,1 trilyon dolar ve küresel GSYİH'nin yüzde 6,1'ini kaybedilmesine neden oluyor. Hava kalitesinin artırılmasına yönelik belirlenecek olan kısa ve uzun vadeli doğru politikalar ve yapılacak yatırımlar ülkelerin hem ekonomik olarak büyümelerini sağlayıp hem de sağlık alanındaki maliyetlerini dengeleyerek birçok insanın hayatını kurtarabilir.


Chicago Üniversitesi tarafından hava kirliliğini azaltmanın insanların ömürlerine ne kadar yaşam süresi ekleyeceği ve hava kirliliği kaynaklı yitirilen yaşam sürelerini tahmin etmek amacıyla oluşturulan araçlardan biri hava kalitesi yaşam indeksidir. Hava kalitesi yaşam indeksi tahminleri aslında Çin’de hava kirliliği kaynaklı yitirilen yaşam sürelerinin tahmini için ev ısıtma programı kullanılan bir araştırmaya dayanmaktadır. Çin hükümeti, Huai Nehri’nin kuzeyinde yer alan evlere 1950’li yıllardan 1980’li yıllara kadar kış ısıtması için ücretsiz şekilde kömür dağıtımında bulunurken Huai Nehri’nin güneyinde yer alan evlere herhangi bir kömür yardımında bulunmamıştır. Huai Nehri’nin kuzeyinde ve güneyinde yer alan evlerde yaşayan halkın ise kömüre ücretsiz ulaşım farklılığından başka belirgin bir farklılığı yoktu. Durum böyle olunca Çin hükümetinin izlediği bu politika ortaya bir deney sundu. Huai Nehri’nin kuzeyinde yaşayan halk ısınmak için olabildiğince kömür yakmaktan çekinmezken bu bölgede yaşayan insanların soludukları havanın kirlenmesiyle birlikte yaşam süreleri yaklaşık 5.5 yıl azaldı. Araştırmacılar elde edilen çıktıları beklenen yaşam süresini azaltan diğer faktörleri de belirleyerek hava kirliliği ile arasındaki farkı görebilmek için kullandılar. Farklı partikül konsantrasyonu seviyelerinin beklenen yaşam süresine olan etkisini hesaplamak amacıyla da hava kalitesi yaşam indeksini oluşturdular.


Her ne kadar hava kirliliği acil ve küresel bir problem olsa da çözülmesi imkansız bir problem değildir. Çin’in, Japonya’nın, ABD’nin ve Avrupa ülkelerinin son on beş yıl içerisinde uyguladıkları politikalar hava kirliliğinin çözümünün aslında çok da zor olmadığını diğer ülkelere gösterdi. Hükümetlerin uyguladıkları politikalardan ayrı olarak insanların günlük yaşamlarında değiştirecekleri küçük noktalar bile hava kirliliği ile olan mücadelede büyük önem taşıyor. Geleneksel yakıt türleriyle çalışan otomobiller yerine elektrikli otomobillerin tercihi, klasik ampuller yerine enerji tasarruflu ampullerin seçimi gibi insanların hayat tarzlarında yapacakları değişiklikler hava kirliliğini azaltarak daha uzun hayatlar sürmelerini sağlayabilir.