top of page
Synergy Logo TR.png

Karbon Yakalama Teknolojisi Bizi Kurtarabilir mi? - Büşra Öztürk


Aralık 2021 itibariyle, 416 ppm olan karbondioksit (CO2) eşiğini aştık. Atmosferdeki CO2 seviyeleri ise zaten aşırıyüksek. Çözümün bir parçası olarak yenilenebilir kaynaklara, geri dönüşüme, yeniden kullanıma geçiyor olsak da gelecek nesiller için sürdürülebilir bir iklim sağlamak için şimdi emisyonları azaltmaktan daha fazlasını yapmalıyız: Atmosferden CO2'yi de çıkarmalıyız.


En bilinen uzaklaştırma tekniği olan fotosentez, havadaki CO2'yi yakalar ve oksijen olarak atmosfere verir. Ancak, doğada ürettiğimiz mevcut karbon salınımını çok geç olmadan ortadan kaldırmak için ne yeterli sayıda ağacımız ne de dikim zamanımız var. Bu bağlamda, karbon negatif teknolojiler altında fotosentez için yapay yollar düşünebiliriz. İçlerinde en popüler olanı ise karbon yakalamadır.


Karbon yakalama yeni bir teknoloji değil, kullanımı 1970'lere kadar uzanıyor. Bu teknolojiyi icat etmenin temel amacı, yakalanan CO2'yi mevcut petrol sahalarına enjekte ederek petrol üretimini geliştirmekti. Prosedür kısaca CO2 enjekte etmenin bir petrol rezervuarındaki toplam basıncı arttırdığı ve bir üretim kuyusuna daha fazla petrol itmesi şeklinde açıklanabilir. Günümüzde ise karbon yakalama, karbon emisyonlarını azaltmak ve ortadan kaldırmak için bir çıkış yolu olarak görülüyor.


Günümüzde yaygın olarak kullanılan teknoloji, temel olarak sera gazı emisyonlarının ana kaynağı olan elektrik santralleri ve endüstriyel tesislerden CO2'nin atmosfere yayılmasını engellemektedir. Bu yöntem, endüstriyel üretim sırasında CO2'nin havaya verilmesini büyük ölçüde durdurmaya yardımcı olur. En gelişmiş ve benimsenen yakalama yöntemi, CO2'yi kimyasal bir çözücü ile reaksiyona sokarak yakalayan kimyasal absorpsiyon ile yapılır. Diğer işlemler, fiziksel ayırma, oksigaz ayırma, membranlar ve döngü döngülerini içerir. Daha sonra CO2, boru hattı yoluyla taşınabilmesi için sıkıştırılır. Yakalanan karbonların nerede tutulabileceği ve depolananların hangi amaçla kullanılabileceği ise cevabı henüz bilinmeyen sorulardır. Prosedürün tamamı karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) olarak adlandırılır.


Havadaki CO2, Doğrudan Hava Yakalama (DAC) teknolojisi aracılığıyla da doğrudan yakalanabilir. DAC'nin hedefi, atmosferdeki düşük konsantrasyonlu CO2'dir. Bununla birlikte, bu yakalama yöntemi, oldukça pahalı bir teklif olduğu için şu anda kullanımda yaygın değildir. Doğrudan hava yakalamayı çalıştıran ve bu teknolojiyi her yerde açıkça paylaşan birçok girişim var. Bunlardan biri olan Carbon Engineering , ton başına 200$ maliyetle yaklaşık 40 milyon ağacın karbon giderme çalışmasına eşit olan yılda 1 milyon ton atmosferik CO2 yakalamayı umuyor .


Karbon yakalama, enerji döngüsünün önemli bir parçasıdır. Döngü, kısaca, esas olarak elektrik santrallerinden yakalanan CO2'nin, kullanılacak yakıt veya enerji olarak geri dönmesiyle gerçekleşir. Yayılan CO2'nin tümü yeni bir şey üretmeden atmosfere geri dönebilirse, bu döngü karbon nötrlüğünü gerçeğe getirebilir. Bu anlamda sera gazı salımları konusunda büyük fark yaratabilecek potansiyele sahiptir. Ayrıca Uluslararası Enerji Ajansı (IAE) , fabrikalardan, enerji santrallerinden, ulaşımdan ve diğer kaynaklardan kaynaklanan emisyonları yakalamadan ve depolamadan iklim hedeflerine ulaşmanın "neredeyse imkansız" olacağı uyarısıyla teknolojinin öneminin altını çiziyor.


Şu anda dünya çapında faaliyet gösteren 21 CCUS tesisi ve 19 DAC tesisi bulunmaktadır ve bunlar sırasıyla yılda 40 Milyon tona ve 11 bin tona kadar CO2 yakalama kapasitesine sahiptir. Projelerin çoğu Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'da uygulanıyor, ancak Avustralya, Çin, Kore, Orta Doğu ve Yeni Zelanda'da da yeni tesis planları var. Ne yazık ki, karbon yakalama, yılda 33 milyar ton olan toplam emisyonlara kıyasla şu anda düşük bir paya sahiptir. IAE raporları, yeni projeler başlatılabilirse, küresel CO2 yakalama kapasitesinin 2030 yılına kadar CCUS'tan yılda yaklaşık 1150 Mt CO2 ve DAC'den 85 Mt CO2'ye ulaşacağını gösteriyor.


Bence, karbon yakalama teknolojisi, teknoloji tüm dünyada büyürse, iklim değişikliğiyle mücadele etmemize ve sera gazı emisyonlarını harika bir şekilde azaltmamıza gerçekten yardımcı olabilir. Gerçekten de dünyayı emisyonları azaltma ve ortadan kaldırma ihtiyacından kurtarmayabilir, ancak Paris İklim Anlaşması'nın ana amacı olarak 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ve 2 santigrat derecenin altında bir küresel sıcaklık artışına giden yolu kolaylaştırabilir. Başka bir deyişle, bu çözümün sadece bir parçası ve karbon sorunu yapbozunun diğer parçalarını da bulmamız gerekiyor.


Ek olarak, Elon Musk tarafından finanse edilen Carbon Removal X yarışmasından haberdar olabilirsiniz ve ödül, yılda 1000 ton CO2 uzaklaştırma çözümleri üreten ve gelecekte milyar tonluk bir model sunanlar için 100 milyon dolarvadediyor.


Comments


bottom of page