Synergy Logo TR.png

Sosyal Medya ve Sürdürülebilirlik - Başak Bozoğlu


Sosyal medya günümüzün en etkin iletişim araçlarından biridir. Gerek insanların kullanım sıklığı ve kolaylığı gerekse bilgiyi yayma hızı olarak geleneksel medya araçlarından (gazete, dergi gibi) farklı bir konuma sahiptir. İyi ve kötü yanları durmaksızın tartışılan sosyal medya ile ilgili bir gerçek var ki o da herhangi bir konuyu dünya çapında konuşulabilir hale getirme hızının çok yüksek olmasıdır. Çevre, iklim krizi, enerji politikaları, ekosistem düzeni, hayvan türlerinin azalması gibi kritik ve dünyamız için önemli konuların insanlara ulaşmasında sosyal medyanın gücü yadsınamaz. Sürdürülebilirlik ise şu an sosyal medyanın gücüne ve etkisine ihtiyaç duymaktadır.


Peki sürdürülebilirlik için neden sosyal medya etkisine ihtiyacımız var? Öncelikle sosyal medya siyasi, ekonomik, toplumsal olaylarla ilgili bilgileri yayarak farkındalık arttırmada önemli bir role sahiptir. İnsanların okumak istemediği makaleleri, araştırmaları, görsel, yazılı yada sesli içeriklerle geniş kitlelere yaymak her zaman daha kolaydır. Okuma ve araştırma alışkanlıklarının kaybolduğu ama akıllı telefonlarına bağlılığının arttığı bu günlerde halkın büyük kesiminin dikkatini çekme yollarından biri sosyal medyaya içerik üretmektir. Markalardan büyük firmalara, siyasi partilerden yardım kuruluşlarına hemen hemen her kurum ve birey sesini sosyal medya ile duyurmaya, takipçi sayısını arttırmaya çalışıyor. Farkındalık arttırırken var olan şey işe bireylerin alışkanlıklarını değiştirmede etkili olmasıdır.


Tüketici Alışkanlıkları

Son dönemlerde reklamlar, sosyal medyaya içerik üreten kişiler (influencer) aracılığıyla insanların çevrim içi alışveriş davranışlarını baştan aşağı değiştirdi. Bu durum sürdürülebilirlik için de aynı şekilde kullanılabilir ve farkındalığı arttıracak içerikler, videolar, röportajlar ile bireysel sürdürülebilirlik arttırılabilir. Aldığınız ürünlerden, kullandığınız arabaya; market alışverişlerinizden, kullandığınız poşete kadar insanların hayatındaki hemen hemen herşeyi sürdürülebilir hale getirmek mümkündür. Yeter ki bunun nasıl yapılacağı önerilerle gösterilsin ve sürdürülebilirlik moda haline getirilsin. Yapılan bir araştırmaya göre tüketicilerin alım niyetleri çoğunlukla sosyal medyada gördükleri konulara dayanmaktadır. Bu durum insanların sürdürülebilir ürünlere harcama yapma isteklerinin sosyal medyadan edindikleri bilgilere sahip olmalarıyla bağlantılıdır. Araştırma sosyal medyaya bağımlı tüketicilerin sürdürülebilir ürünler satın alma olasılıkları, sürdürülebilir bir dünya için çalışmaları, bu amaçla projeler üretmelerinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Forbes’un bir araştırmasına göre ise 2020 yılında daha fazla tüketici çevresel sürüdürülebilirlik konusunda harekete geçmek için motive olmuş ve tüketicilerin yüzde 68’i markaları ve kurumları çevresel etkilerini azaltma konusunda zorluyor.

Kaynak: Saeed, M.A., Farooq, A., Kersten, W. vd. (2019)


Görsel, tüketicilerin sosyal medya aracılığı ile sürdürülebilirlik için nasıl ilişkisel değer (relational value) yarattığını göstermektedir. Kullanıcılar bir sosyal medya platformonu üzerinden multimedia içerikleri oluşturur. Bu içerikler maddi, sembolik, toplumsal, bir değer yaratır ve bu kültürel ekosistem hizmetleri (CED benefits) oluşturur ve bu durum dijital kollektif bir değerlendirme süreci başlatmış olur. Birey bazlı sosyal medya platformlarının verilerinden, çevresel bir değişime dönüşümdeki toplumsal değerler (communual values) sürdürülebilirlik için karşılıklı başlamış olur. Böylece sürdürülebilirlik bireysel sosyal medya iletişimi, toplumsal yarar sağlamış oluyor.


Kurumsal Dönüşüm

Sosyal medya bir bütün olarak tüketiciler ile kurumları aynı anda sürdürülebilirlik için sorumlu kılıyor, buna kurumsal sürdürülebilirlik deniyor. Kurumsal sürdürülebilirlik herhangi bir şirketin çevresel ve sosyal refah üzerindeki etkilerini değerlendirme ve sorumluluk alma girişimleri anlamına geliyor. Kurumların yapmış olduğu sürdürülebilirlik eylemlerini ve projelerini sadece araştırma raporu olarak yayınlamanın yanı sıra sosyal medyada tanıtımlarını yaparak hem kurumsal kimliklerini güçlendiriyor, hemde tanınırlıklarını arttırıyor. Öte yandan kurumların ve markaların politikalarını değiştirerek çevreye ve doğaya saygılarının artması gerekmekte çünkü bireylerin tükekim alışknalıkları değişsede toplumların etkilenebilmesi ve geniş ölçekli kitlelere ulaşabilmek için sürüdürülebilri kurumların niteliklerinin ve sayısının artması gerekiyor. Hem iklim krizinin etkisini azaltmak hemde var olan atık problemlerinin önüne geçmenin yolu, büyük ölçekli kurumsal politikaların değişerek çevresel sürdürülebilirliği sağlamayı başarmalarıdır. Ne kadar fazla kurum, marka, fabrika bu dönüşümün parçası olursa hem müşteri porfoyleri bu değişimden etkilenecek hemde olumsuz çevresel etkileri bir o kadar azalacaktır.


İnsanların Dahil Olması

Sosyal medyanın geleneksel medya türlerinden (gazate, dergi, radyo vb.) en büyük farkı insanların olaylara ve durumlara direk dahil olamabilmesidir. Akıllı cihazlar ile birlikte yorum yapmak, bilgi paylaşmak, tanınır olmak çok daha kolay ve çok daha hızlı. Kişiler istediği zaman istediği şekilde ve üslüpta düşüncelerini paylaşabiliyor ve dieğr insanlarla etkileşim kurabiliyor. Bu durumun olumsuz tarafları olmakla birlikte olumlu pek çok tarafı var. Bunlardan ilki çevre aktivistlerinin daha göz onunda olması, eylemlerin, imza kampamyalarının, online bağışların hızının artmasıdır. Bağımsız aktivistler, çevre örgütleri, sürdürülebilir üretim yapan kişiler çok hızlı etki alanlarını genişletebiliyor. Time dergisinde yılın insanı seçilen Greta Thunberg, Ugandalı ‘Rise Up Climate Movement’ hareketinin kurucusu Vanessa Nakate, sıfır atık ve sürdürülebilir bir şekilde yaşamanın sırlarını veren Isaias Hernandez sürdürülebilir bir dünya için ses getiren tanınmış aktivistlerden sadece birkaçıdır. Hükümetlerin politika değişimlerini beklerken bir yandan bireysel bazda dikkat çekmek sosyal medya ile çok daha pratiktir. Genç aktivistler çoğu kişinin, özellikle genç jeneresyonun tüketim hızını azaltması, farkındalıklarının artması, çevresel sorunlara ve sürdürülebilirliğe dikkatini çekmek için çoğu politikacıdan çok daha başarılı. Bunun ana sebebi ise insanlarla direk bağlantı kurabiliyo olmaları. Milyonlarca takipçisi olan bir aktivist canlı yayın sohbetleri, mesajlaşmaları, yorum yapmaları gibi özellikler ile direk etkileşim kurabilir bu durum da insanların farkındalığının artması ve davranışsal değişimlerinin olmasında etkili oluyor.


Sosyal medya çoğu zaman hayatlarımıza giren bizi gerçek dünyadan ve sıkıntılardan uzaklaştırırken daha çok dert sahibi olmamızı sağlayan bir araç gibi gözüküyor. Belki de çoğu zaman gerçekten böyledir ama bir gerçek var ki izlemediğimiz bir belgeselin, kişinin, konunun popüler olmasını ve dikkatimi çekmesini en hızlı sağlayan araç sosyal medyadır. Sürdürülebilirliğin hepimizin, hayatlarımızın bir parçası olması için elimizdeki bu iletişim gücünü daha yararlı amaçlarla kullanmaya devam etmeliyiz.